Jinekolojik Hastalardan Alınan Örneklerde Trichomonas vaginalis Görülme sıklığı
Kızlık zarı, Kürtaj, Kızlık Zarı Dikimi, Jinekolog, Jinekolog Doktor, Kizlik, Kizlik Zari, Genital Siğil, Hymenoplasti, Hymenoplasty
07 Eylül 2010, 08:30:53 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Jinekolojik Hastalardan Alınan Örneklerde Trichomonas vaginalis Görülme sıklığı  (Okunma Sayısı 644 defa)
Jinkolog Doktor
Jinekolog Doktor
Yönetici
Tam Üye
*****
Mesaj Sayısı: 150


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : 09 Ekim 2009, 18:36:58 »

Klinik Araştırmadır Şişli Med

Trikomoniyoz, kamçılı bir protozoon olan Trichomonas
vaginalis'in oluşturduğu bir ürogenital sistem hastalığıdır.

T. vaginalis ilk defa 1836 yılında Alfred Donne tarafından insanın
üreme yollarının irinli materyalinde ve salgısında görülerek tarif
edilmiştir. 1936'da W.N.Powell T. vaginalis'in ikiye bölünüşünü
ayrıntılı bir şekilde tarif etmiştir. T. vaginalis'in bakterilerle karışık
kültürünü 1915'de Lynch bildirmiş, bakterisiz saf kültürü ise
1940'da R.E. Russel tarafından elde edilmiştir (11).
T. vaginalis ile enfekte olan kadınlarda klinik olarak, akut dönemde
köpüklü, sulu mukuslu sarı-yeşil renkli bir akıntı olur. Akıntı krem
kıvamında ve pis kokuludur. Vajina çok kaşıntılıdır. Spekulumla
vajina mukozası ağrılı, kırmızı, hemorajik ve ödemlidir (11).
Trikomoniyoz dünyanın her yerinde yaygın olarak görülen bir enfeksiyondur.
Enfeksiyon sıklığı toplumdan topluma değişiklikler
göstermekle birlikte yurdumuzdaki kadınlarda önemli sağlık sorunlarından
biridir. T. vaginalis cinsel aktivite ve östrojen hormon aktivitesine
bağlı olarak 20-40 yaş kadınlarda ve cinsel hijyen kurallarının
uygulanmadığı her yaşta karşımıza çıkabilmektedir (11).
Çalışmamızda, yöremizdeki yaygınlığı saptamak amacıyla
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi
Kadın Doğum polikliniğine 2001 yılının ilk iki ayında
çeşitli nedenlerle başvuran 20-60 yaş arası kadınlar T.
vaginalis açısından incelendi.

GEREÇ VE YÖNTEM

Materyal, hasta jinekolojik muayene pozisyonunda iken
spekulum takıldıktan sonra alındı. Üç adet steril eküvyon çubuğu
vajinanın posterior forniks bölgesinde bir-iki tur çevrildi
ve sürüntü örnekleri alındı. Eküvyonlardan bir tanesi, üzerindebir damla serum fizyolojik bulunan lama yayılıp preparatın
üzeri lamelle kapatıldı. İkinci eküvyon çubuğundaki materyal
giemsa boyasıyla boyanmak üzere kuru lama sürüldü ve tesbit
edildi. Üçüncü eküvyon çubuğu, içinde CPLM (Cystein-
Peptone-Liver extract-Maltose) besiyeri bulunan kültür tüpüne
konulup 48 saat sonra değerlendirilmek üzere parazitoloji
laboratuvarında 37 0C’lik etüvde inkübe edildi.

BULGULAR

Çalışmamızda yaşları 20-60 arasında değişen 61 kadın hasta
incelemeye alındı. Bu hastalardan jinekolojik muayene pozisyonunda
spekulum takıldıktan sonra posterior forniksten
sürüntü örnekleri alındı. Bu örneklerin mikroskopta incelenmesi
sonucunda, ikisinde (%3,2) hareketli, kamçılı T.
vaginalis trofozoitleri tespit edildi. Bu trofozoitlerin kültürü
bir süre besiyerinde devam ettirildi. Altmış bir hastanın
39’unda akıntı ve kaşıntı şikayetlerinin olduğu tesbit edildi.
TARTIŞMA
T. vaginalis ölümcül enfeksiyonlara ve ciddi komplikasyonlara
yol açmamakla birlikte, tüm dünya ve yurdumuz kadınlarında
yaygın olarak görülen önemli bir parazittir (7).
Klinik bulguların özgün olmaması nedeniyle T. vaginalis
vajinitlerinin tanısında laboratuvar testleri daha değerlidir.
Direkt mikroskobik inceleme, boyama yöntemleri, kültür ve
serolojik testlerden birini seçmek tanıda yardımcı olabileceği
gibi birden fazla yöntemin bir arada kullanılması da etyolojik
tanı koyma şansını artıracaktır (3, 7).
Direkt inceleme kolay ve ucuz bir yöntem olmakla birlikte her
zaman hasta başı inceleme mümkün olmamakta, bazen de
deneyimsiz kişiler hareketsiz paraziti tanımlayamamaktadır.
Direkt incelemenin duyarlılığı karşılaştırmalı çalışmalarda
%38-80 arasında değişmektedir. Kolay uygulanır, ucuz ve
çabuk sonuç vermesi direkt incelemenin avantajlarıdır (3, 7).
Kültür yöntemleri tanıda ayrı bir değer taşır ve en sağlıklı
sonuçlar direkt bakı ve kültürün birlikte kullanılmasıyla alınır.
Özellikle zamansızlık nedeniyle incelenemeyen olgularda
kültür daha kullanışlı ve %95'in üzerinde duyarlılıkla tanıda en
güvenilir yöntemdir. Örnekte tek bir organizmanın bulunması
bile kültür pozitifliği için yeterli olabilmektedir (4, 8, 12).
Muayeneden önceki 24 saat içerisinde vajinal yıkama yapılmış
olması direkt incelemeyi etkilerken, kültür sonucunu etkilememektedir
(3).
T. vaginalis'in tanı yöntemleriyle ilgili yapılan çalışmalarda;
Belek (2), direkt incelemeyle %3,4 oranında, kültür metoduyla
%3,8 oranında pozitiflik saptamıştır.
1998 yılında Doğan (7), vajinitlerde T. vaginalis görülme
sıklığını araştırdıkları çalışmada, 711 hastadan aldıkları vajinal
akıntı örneğinin mikrobiyolojik ve parazitolojik yönden incelenmesi
sonucunda örneklerin 67'sinde (%9,4) T. vaginalis
tespit etmiştir. T. vaginalis varlığı açısından olguları yaş gruplarına
göre değerlendirdiklerinde, 20-40 yaşlarında belirgin bir
artışın varlığını gözlemlemişlerdir. Olguları klinik bulgulara
göre değerlendirdiklerinde akıntı, kaşıntı ve vajinal erozyonu
olanlarda daha fazla parazite rastlandığını tespit etmişlerdir .
Yücel (15), 1998 yılında T. vaginalis tanısında direkt inceleme
ve kültür sonuçlarını karşılaştırmak amacıyla Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Kadın Doğum polikliniğinde yaptıkları çalışmada,
592 vajina akıntısı örneğinin 20'sinde (%3,4) direkt incelemeyle
T. vaginalis bulunduğunu belirlemişler, bunlardan
19'unu (%3,2) CPLM besiyerinde yapılan kültürde üretmişlerdir.
Mikroskop ve kültür incelemeleri arasında istatistiksel
olarak fark bulamamışlardır.
Kilimcioğlu (10), 1998 yılında mikroskobi ve kültür sonuçlarını
karşılaştırmak amacıyla Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kadın Doğum polikliniğine akıntı, kaşıntı, yanma gibi
şikayetlerle başvuran 300 hastadan alınan örneklerin 25'inde
(%8,3) çeşitli yöntemlerle T. vaginalis'e rastlanmışlardır. Bunların
20 'sini (%80) boyalı bakıda, 21'ini (%84) direkt bakıda,
25'ini (%100) ise kültürde tespit etmişlerdir .
Saygı ve ark (14), 217 örnekle yaptıkları çalışmada direkt
mikroskobi ile 6 (%2,9), kültürde 11(%5,1) pozitif olgu saptadığını
bildirmişlerdir. Aynı araştırmacılar (13), 1143 örnekte
direkt mikroskobi ile 28 (%2,4), hazır satılan Kupferberg
besiyeri ile 48(%3,4) pozitif olgu bildirmişlerdir.
Ankara’da yapılan bir çalışmada Akarsu (1), 114 hastanın
vajinal akıntı örneğini incelemiş ve 8 (%7) hastada parazite
rastlamıştır.
Manisa’da yapılan bir çalışmada Östan (12), direkt bakı ve
kültür yöntemlerinin her ikisiyle, 233 vajinitli hastanın 11'inde
(%4,7) T. vaginalis saptamışlardır. Çulha ve ark (5), Hatay’da
yaptıkları çalışmada 275 vajinal akıntı örneği incelemiş ve
6(%2,18) oranında T. vaginalis’e rastlamışlardır.
Daldal (6), Malatya’da yaptığı çalışmada, konsomatris olarak
çalışan 33 kadında T. vaginalis insidansını araştırmış, 14 olguda
(%42,4) T. vaginalis bulmuştur. Malatya’da yapılan en son araştırmada
vajinal akıntı şikayeti ile başvuran 675 kadından alınan
örneklere Giemsa ve kültür yöntemleri uygulanması ile 55 (%8,1)
inde parazit saptanmıştır. Bizim poliklinik ortamında yaptığımız
çalışmada ise, 61 hastanın 2'sinde (%3,2) T. vaginalis tespit edildi.
Elde ettiğimiz bu oran Türkiye'de yapılan çalışmaların oranlarına
oldukça yakındır. Sonuç olarak;
1. T. vaginalis enfeksiyonlarının klinik tanısı zordur. Tanıda
direkt mikroskobik inceleme ve kültür önemli yer tutmaktadır.
2. Toplumda semptomsuz enfeksiyonlu kişilerin varlığı da göz
önüne alınarak jinekoloji polikliniğine herhangi bir şikayetle
gelen kadınlarda T. vaginalis açısından da gerekli incelemeler
yapılmalıdır.
3. Kadın Doğum polikliniğine başvuran hastalara cinsel
hijyenin önemi anlatılmalıdır.

Klinik Araştırmadır Şişli Med
Kayıtlı


Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
Theme ByPckopaTKraL Jinekologdoktor.net
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!