|
|
 |
« : 29 Eylül 2009, 17:33:16 » |
|
DOĞUM KONTROL HAPLARI
ORAL KONTRASEPTİFLER Yumurtlama (ovulasyon) sürecinin geçici olarak durdurulmasını sağlayan haplardır. En yaygın kullanılan doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron adı verilen kadınlık hormonlarının ikisini birden içeren haplardır. Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları çok yüksektir.
Nasıl Kullanılır? Her gün belli bir saatte bir tablet tok karnına alınır. Kutuda 21 tablet bulunur. İçinde bulunan 21 tabletin bitiminden sonra bir hafta ilaç alınmaz. Bu bir haftalık dönemde adet görülür. 3 hafta kullan- 1 hafta bırak, veya 21 gün kullan- 7 gün ara ver; şeklinde özetlenebilir. Bazı doğum kontrol hapları günlük tablet alma alışkanlığını bozmamak için 28 tablet içerirler. Bu tabletlerin 21 tanesi diğerleri gibi olup 7 tanesinin içinde genellikle demir vardır. Bu tip haplarda 21 gün sonra 1 hafta farklı renkli bu demir hapları yutulur ve bu bir hafta içerisinde adet görülür. Daha sonra diğer bir kutuya başlanır ve uygulama bu şekilde korunma istendiği sürece devam ettirilir.
Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları:
İlaçların düzenli alınması koşuluyla çok güvenli bir korunma yöntemidir. Daha önce doğum yapmamış, yeni evli olan ve korunma isteyen, belli bir süre çocuk istemeyen kadın için en uygun seçenektir. Gebelikten koruma dışında çok sayıda yararları vardır: Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler. Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür. Adetin düzenli olmasını sağlarlar. Uzun süreli kullanan kadınlarda endometrium (rahim iç tabakası) kanseri ve over (yumurtalık) kanseri çok daha az sıklıkla görülür. Over kistleri ve memenin iyi huylu hastalıkları daha az görülür.
Dezavantajları Her gün bir tablet alınmak zorunda kalınması bazı kadınlar için sıkıcı olabilir. Meme kanserini artırıp artırmadıkları konusunda halen çelişkili sonuçlar mevcuttur. Ancak uzun süreli kullanan kadınlarda muhtemelen meme kanserini artırmamaktadırlar.
Riskleri Doğum kontrol hapları damar sistemi üzerinde çok önemli etkiler yaptıklarından bu sistemin herhangi bir bölümünde tıkanıklığa yol açabilirler. Bu durum teorik olarak her zaman olabilir, ancak günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde ender görülür hale gelmiştir.
Yan etkiler En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. Bu durumda bulantı giderici ilaç kullanılabilir. İlk üç ayda ara kanamaları yapabilir. Bu geçici bir durumdur ve ilacın koruyuculuğunu azaltmaz. Üçüncü aydan sonra da bu durum devam ederse ilacı değiştirmek gerekebilir. Baş ağrısı yapabilir ve bu ağrı genellikle ağrı kesicilere cevap verir.
Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır? Gebelik şüphesi bulunanlarda, Nedeni henüz belirlenmemiş adet dışı kanaması olanlarda, Tromboflebit (damar iltihabı) geçiren ya da tromboflebit öyküsü olanlarda, Beyin damarlarında tıkanıklık olan ya da öyküsü olanlarda, Vücudun diğer organlarında damar tıkanıklığına yol açan bir durumun varlığında ya da önceden böyle bir rahatsızlık geçirmiş olanlarda, 35 yaş ve üzeri olan ve sigara içen kadınlarda, Yetmezlikle seyreden kronik karaciğer hastalığı olanlarda, İlaç içindeki etken maddelere karşı allerjisi olanlarda kesinlikle kullanılmaz. Migren öyküsü, çeşitli kalp hastalıkları, nedeni bilinmeyen başağrıları, hipertansiyon, diabet gibi hastalığı olanlarda ise ileri incelemeler yapıldıktan sonra doktor kontrolü altında kullanılabilir.
Özel Durumlarda Kullanılma Şekli Doğum kontrol hapları düşük ve kürtajdan hemen sonra başlanabilir. Anne sütünü bozabileceklerinden emzirme döneminde uygulanmaları uygun değildir. Emzirmeyi düşünmeyenlerde ise doğumdan 6 hafta sonra başlanabilir. Daha önce başlandığında damarsal problemler oluşabileceğinden lohusalık döneminde kullanılmamalıdır.
Uyarılar Jinekolojik muayene olmadan kullanılmamalıdır. İlaç alma unutulursa ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. İlaç üç günden daha fazla unutulursa kalan tabletler yine düzenli olarak alınmaya devam edilir ancak o ay prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen başağrısı, görme bozukluğu, göğüs ağrısı, bacaklarda şişme ve ağrı, karın ağrısı gibi durumlarda ilaç alımı kesilip doktora müracat edilmelidir
Doğum Kontrol Hapı Kullanımında Oluşan Özel Durumlar Gebelik oluşması: Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanılması durumunda pratik olarak gebelik imkansızdır. Ancak ilaç alımının unutulması, ilacın son kullanma tarihinin geçmiş olması ya da bilinmeyen bazı nedenlerle gebelik oluşabilir. Gebelik oluştuktan sonra anne adayı doğum yapmaya karar verirse bebeğin gelişimi dikkatlice izlenmelidir. Doğum kontrol hapı kullanılması esnasında oluşan gebeliklerden doğan bebeklerde ciddi anomalilerin ortaya çıkma olasılığı ilacı kullanmamış olanlara göre çok yüksek değildir. Ancak bu tür olguların bildirildiği bilimsel yayınların sayısı bu konuda bir sonuca varmak için yeterli değildir.
Ara kanamaların uzun süre devam etmesi: Hapların kullanılması esnasında ayın ilk haftasında lekelenme tarzında ara kanamaları sık görülür. Bu durum kadının bünyesi ilaca uyum sağladıktan sonra genellikle en fazla üç ay içinde kaybolur. Üç aydan daha uzun süren kanamalarda kadının yaşı 35 yaşın altındaysa ilaç değiştirilerek yöntem uygulanmasına devam edilebilir. Ancak 35 yaş ve üstü olan kadınlarda ilaç kullanımına son verilmesi ve buna rağmen kanamaların devam etmesi durumunda endometrial biopsi (rahim içerisinden parça alınması) yapılması gerekir.
İlaç kullanımına son verilmesine rağmen adet görülememesi: Bazı durumlarda ilaç kullanımının kesilmesine rağmen düzenli adetler geri dönmeyebilir. Bu durum ilk üç ayda sıklıkla ortadan kalkar. Ancak bir yıla kadar adet görülmeyen durumlar olabilir. Doğum kontrol haplarının kadın üreme sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaları söz konusu olmadığından adet görememe durumunda uygun tedaviyle ya da kendiliğinden düzenli adetler tekrar oluşur.
DOĞUM KONTROL İĞNELERİ 1 ) Yalnız progestin içerenler: Etki mekanizması: Yumurtlamayı önler, servikal mukusu (rahim ağzındaki salgı) kalınlaştırarak sperm geçişini engeller ve rahim duvarını inceltir. Yöntemin etkinliği düzenli kullanımına bağlıdır. Doğru kullanıldığında %100'e yakın etkilidir.
Olumlu Yönleri Uzun etkili ve koruyuculuğu yüksek olup kullanımı kolaydır. Anne sütünün niteliğini değiştirmez. Adet ağrılarını ve kanamayı azaltır. Rahim kanserine karşı koruyucudur Bırakıldığında doğurganlık geri döner
Olumsuz yönleri:
Enjeksiyon için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Enjeksiyonları zamanında yapılabilmesi için sağlık personeline ve yeterli stoğa gereksinim vardır. Doğurganlığın geri dönüşü aylar sürer Kullanımın ilk 6 ayında düzensiz adet kanamaları görülebilir. Kilo alımı görülebilir.
Kullanılmaması gereken durumlar: Gebelik ve gebelik şüphesi Aktif karaciğer hastalığı Meme kanseri ve şüphesi Genital organ kanserleri Nedeni bilinmeyen vaginal kanama
Uyarılar: Aşırı adet kanaması şiddetli ve uzun süren ara kanaması Adet gecikmesi Migren tipi başağrısı Görme bulanıklığı Şiddetli karın ağrısı Enjeksiyon yerinde kızarıklık ve kanama olduğunda, tıbbi kontrol için sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
Kullanım kuralları: İlk enjeksiyon mümkünse adetin ilk 7 gününde yapılmalıdır. Ancak gebelik olmadığından emin olunduğunda adetin herhangi bir gününde de uygulanabilir. İğne 12 hafta ara ile uygulanmalıdır. 2 haftalık oynamalar olabilir. Daha fazla gecikmelerde gebelik testi(-) ise uygulanmalıdır. Doğumu takiben emzirmeyen kadınlarda 4. Haftada, emziren kadınlarda 6. Haftadan sonra ve düşük yapanlara ise ilk 7 gün içinde uygulanabilir. 2)Östrojen + progestin içerenler: Etki mekanizması: Yalnız progestin içerenlere göre yumurtlamayı daha fazla baskılar. Servikal mukusu (rahim ağzındaki salgı) kalınlaştırarak sperm geçişini engeller ve rahim duvarını inceltir. Yöntemin etkinliği düzenli kullanımına bağlıdır. Doğru kullanıldığında %100e yakın etkilidir. Olumlu yönleri: Koruyuculuğu yüksek olup kullanımı kolaydır. Adet ağrılarını azaltır, adetleri düzenli hale getirir Demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlığı azaltır. Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır Yumurtalık kistleri ve iyi huylu meme kistlerini azaltır. Bırakıldığında doğurganlık geri döner. Olumsuz yönleri: Özellikle ilk 3 ay içinde baş ağrısı, bulantı, yorgunluk hissi, lekelenme tarzında kanama ve memelerde duyarlılık olur. Enjeksiyon için sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Enjeksiyonları zamanında yapılabilmesi için sağlık personeline ve yeterli stoğa gereksinim vardır. Kullanılmaması gereken durumlar: Gebelik ve gebelik şüphesi Aktif karaciğer hastalığı Meme kanseri ve şüphesi Koroner kalp hastalığı Migren tipi başağrısı Nedeni bilinmeyen vajinal kanama 35 yaş üstü sigara içen kadınlar Uyarılar: Göğüs ağrısı ve nefes darlığı Şiddetli baş ağrısı ve görme bulanıklığı Bacaklarda şiddetli ağrı gibi şikayetlerden birinin olması Bir sonraki enjeksiyon tarihinden önceki 7 gün içinde adet görmeme veya lekelenme olamaması durumunda tıbbi kontrol için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kullanım kuralları: Kullanıcıya kan basıncı ölçümü ve meme muayenesini de içeren fiziki muayene yapılmalıdır. İlk enjeksiyon mümkünse adetin ilk 7günü içinde yapılmalıdır.ancak gebelik olmadığından emin olunduğunda adetin herhangi bir günü yapılabilir. Enjeksiyonlar 30 gün aralıklarla kas içine yapılmalıdır. 3 günlük oynamalar olabilir. Emzirmeyen kadınlar için doğumdan sonraki 4. Haftadan itibaren, emziren kadınlar için 6. Aydan sonra uygulanabilir. Düzenli sağlık kontrolleri yapılmalıdır.
DERİALTI ÇUBUKLAR NORPLANT UYGULAMASI Hormon içeren küçük kapsüllerin cilt altına yerleştirilmesidir. Cilt altına yerleştirilen 6 adet kapsülden her gün belirli miktarda hormon salgılanmakta ve yumurtlama engellenmektedir. Yerleştirilmesi ve çıkartılması küçük bir cerrahi operasyonla olmaktadır. Etkinliği %100'e yakındır ve 5 yıl süreyle koruyucudur. Kullanım sırasında sıklıkla adet düzensizlikleri yapmaktadır ve pek tercih edilen bir yöntem değildir. Geçtiğimiz yıl bulunan ve İmplanon adı verilen cilt altı implant yöntemi, norplanta göre bazı avantajlar taşımakla (kapsül sayısının daha az olması, yerleştirilmesinin ve çıkarılmasının daha kolay olması) birlikte halen yaygın kullanım alanı bulmamıştır.
Erkekler için geliştirilme aşamasında olan doğum kontrol yöntemleri arasında en revaçta olanlar testosteron hormonunun sperm hücreleri üzerindeki etkilerini engelleyerek etki edenler. Bu yöntemlerin sperm hücreleri üzerindeki muhtemel mutajen ("genleri bozucu") etkileri, yöntemlerin insanlarda kullanılabilirliğini henüz engelliyor. Ancak fareler üzerinde başka nedenlerle yapılan deneylerde tesadüfen erkeklerde uygulanabilecek yeni bir doğum kontrol yönteminin yolu açıldı: Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda vaz deferens adı verilen sperm kanallarının (bu kanallar olgun sperm hücrelerini ana sperm kanallarına ve buradan da depolandıkları yere taşıyan kanalcıklardır) kasılmasını sağlayan bir reseptör (algılayıcı) olduğu saptandı. P2X1 adı verilen bu reseptör (algılayıcı) uyarıldıkça oluşan kasılmalar sayesinde sperm hücreleri aynen bir diş macunu sıkıldığında dışarı macunun boşalması gibi kanalda ilerlerliyorlar. İşte bu reseptörün varlığının saptanmış olması gerçek bir devrim niteliğinde, çünkü bu reseptörü dışarıdan verilen bazı ilaçlarla devre dışı bırakmak teorik olarak mümkün. Bu başarılırsa, vaz deferens kasılamadığından sperm hücreleri kanallarda ilerleyemeyecek ve böylece boşalma olsa bile boşalan sıvının dışarıdan bakıldığında niteliklerinde (renk, miktar) bir değişiklik olmamasına karşın sıvının içinde sperm olmayacak. Ayrıca bu reseptörü devre dışı bırakan değil, uyaran bir maddenin bulunması da sperm sayısını artırmaya yardımcı olarak erkek kısırılığının tedavisine yeni bir yol açacak gibi görünüyor. Şu anda bu yöntem yalnızca bir teoriden ibaret. Sorun, reseptörün yapısının tümüyle anlaşılması sonrası, bu reseptörü bağlayıp devre dışı bırakacak maddenin bulunmasında. Bu madde de bulunduğunda erkek doğum kontrol hapları bir hayal olmaktan çıkacak.
B-Rahim içi araçlar Önerdiğimiz: Doğum kontrolünde haptan sonra en etkili ikinci yöntem bunlardır. Oldukça ucuzdur. Çiftlerin daha önceden herhangi bir hazırlık yapmasını gerektirmez. Gebelik oluşması için koşullardan biri, rahim içinin bu gebeliği destekleyecek yapıda olmasıdır. Rahim içinin bir başka kiracı tarafından doldurulması gebeliği önleyecektir. Bu mantıktan yola çıkarak spiral (Rahim içi araç=RIA) geliştirilmiştir. Rahim içi korunma araçları çeşitli ölçü ve biçimlerde, genellikle plastikten yapılmış, ufak, helezon veya ilmik biçiminde araçlardır. Döllenmeyi önlemek için rahim içine yerleştirilirler. Mutlaka bir doktor tarafından yerleştirilmelidir. Bu araçlar ince bir plastik tüp içinde bulunurlar. Bu tüp kolayca rahim boynundan geçirilerek yerleştirilir. Sonra tüp geri çıkarılır. İçindeki spiral dölyatağında doğru şeklini alır ve yerleşir. Plastik elemanın etrafına bakır tel sarılıdır. Bazı spirallerde ise bakır yerine hormon eklenmiştir (progesteron). Ayrıca plastik elemanın alt ucunda iki adet iplik bulunur. Bu ipler spiralin kontrolünde ve çıkarılmasında kullanılır. Rahim içine yerleştirildiği andan itibaren RİA, burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede bir reaksiyon oluşturur. Bu reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlar ve gebelik önlenir. RİA' lar takılır takılmaz korumaya başlar ve çıkarıldıkları andan itibaren koruyuculukları biter. Koruyuculuk süresi değişkendir. Bu süre genellikle 5-10 yıl arasında olmakla birlikte, etkinliği arttırmak için ve koruyuculuğu garanti altına almak için spirallerin 5 yılda bir değiştirilmesi uygundur. Koruyuculuk oranı oldukça yüksektir; ancak %100 değildir. Kullanan 100 kadından bir yılda biri gebe kalır. İlk doktor görüşmesinde dikkatli bir sorgulama ve jinekolojik muayene yapılır. Smear (rahim ağzından sürüntü örneği) alınır. RİA kullanılmasına engel teşkil edecek bir durum yoksa takılacak gün belirlenir. Takılmasının daha kolay olması nedeniyle adet kanamasının son günleri tercih edilir. Genellikle ağrı vermeyen bir işlemdir. Çok ağrı duyulursa doktor işlemden önce bölgeye az miktarda lokal anestezi uygulayabilir. Spiral düşükten, kürtajdan, ya da doğumdan hemen sonra uygulanabileceği gibi, sezaryen esnasında da uygulanabilir. Geçirilmekte olan veya geçirilmiş olan üreme organları enfeksiyonları, Geçirilmiş dış gebelik, Çok sayıda cinsel eşe sahip olunması, Vücut direncini düşüren durumlar, Kalp kapak hastalığı olan hastalara da RİA takılmaz. En büyük dezavantajları enfeksiyonlara yatkınlık yaratmalarıdır. Ancak uygun kişilere takıldıklarında enfeksiyona nadiren neden olurlar. RİA takılması esnasında; Rahim delinmesi, Vazovagal reaksiyon (işlem esnasında bayılma hissi) gibi riskler her zaman mevcuttur. Uzun dönemde ise ciddi enfeksiyonlara neden olduklarında kısırlık, abse vb durumlara neden olabilirler. Ancak dikkatli uygulamalarda ve kadının tehlike belirtilerinde hemen doktora başvurması durumunda bunlar nadiren görülür. Progesteron içeren modeller kanama miktarını azaltır ve bu özelliklerinden faydalanmak amacıyla da uygulanırlar. Bunun aksine bakırlı RİA'lar hemen tüm kadınlarda kanama miktarını artırırlar. Adet döneminin daha ağrılı geçmesine neden olabilirler. Bu durumda ağrı kesici ve antienflamatuar (iltihap giderici) özelliğe sahip ilaçlarla tedavi faydalı olabilir. Sürekli lekelenme, aşırı adet kanaması ve aşırı kramp tarzında ağrılarda ise doktora en kısa sürede başvurmak gerekir. Uygulandıktan bir ay sonra kontrol gerekir. Bu kontrol normalse yıllık kontrol muayeneleri yeterlidir. Beş yıl sonunda spiral aynı kontrol seansında çıkarılıp bir yenisiyle değiştirilebilir. Doktor muayenesinde enfeksiyon saptanırsa, hafifse RIA çıkarılmadan uygun tedavi verilir ve tedavi bitiminde yapılan kontrolde enfeksiyon bitmişse RIA yerinde bırakılır. Enfeksiyon ağırsa hastane koşullarında tedavi etmek gerekebilir. Bu durumda antibiyotik tedavisi başladıktan sonra RIA çıkarılır. RIA kullanırken gebelik oluşursa bunun dış gebelik olma ihtimali normale kıyasla fazladır. Adet gecikmesi durumunda hemen dış gebelik olasılığı araştırılmalıdır. Muayenede rahim içi gebelik saptanırsa ve gebeliği devam ettirmek isterseniz spiral ciddi enfeksiyon riskine karşı çıkarılmalıdır.
DÜŞÜK İĞNELERİ Yeni başlamış bir gebeliğin ilaçlarla sonlandırılıp sonlandırılamayacağı merak edilen ve sıkça sorulan sorulardandır. Düşük yaptırmak amacıyla ilaç kullanımı II. Dünya savaşı yıllarında gündemde idi. Yine nüfusu kalabalık olan ve bazı gelişmekte olan ülkelerde, (Hindistan, Çin vb.) bu tür ilaçların geliştirilmesine çalışılmakta idi. Günümüzde de giderek daha fazla popülarite kazanmasının nedeni, tıpta genel tedavi prensiplerinde giderek daha az cerrahi girişim kullanma eğilimi ile bağlantılıdır. RU-486 adı verilen bir ilaç, başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde kullanılan tablet şeklinde bir ilaç ve gebeliğin en erken dönemlerinde etki ederek gebeliğin sonlanmasını sağlıyor. RU-486 ya da diğer adıyla mifepriston gebeliğin en erken aşamasına etki ederek oluşan embriyonun rahim içinde yerleşmesini önlüyor. Amerika' da kısa bir süre önce kullanımı onaylanan RU-486, ülkemizde henüz Sağlık Bakanlığı onayı almadı. Belki yakın gelecekte ülkemizde de kürtaj olmayı seçen kadınlar için alternatif bir yöntem olarak RU-486 kullanılabilecek. Şu an için gebeliğin sonlandırılması ülkemizde yasal olarak 10. gebelik haftasına kadar ve kürtaj yoluyla gerçekleşiyor. Halkımız arasında 'düşük iğnesi' veya "adet getirici iğne" olarak bilinen ilaçlar, aslında oldukça yanlış kullanılmakta ve suistimal edilmektedir. Bu tür iğneler gebe olmayan bir kadına uygulandığında gerçekten de çoğu durumda kısa bir süre sonra adetin başlamasını sağlayabilirler. Ancak bu uygulama iki yönden hatalı. Birincisi bu ilaç düşük iğnesi değildir; yani gebeliğin düşmesine sebep olmaz ve istenmeyen bir gebeliğin devam etmesine neden olur. İkinci hata ise, adet gecikmesi mutlaka jinekolojik değerlendirme gerektiren bir durumdur. Bu nedenle bu ilacı kullanmadan önce bir kadın-doğum uzmanına danışılmalıdır.
TÜPLERİN BAĞLANMASI (TUBA LİGASYONU) Kadın üreme organlarında spermle yumurtanın buluşmasını engellemek için geliştirilen cerrahi bir yöntemdir. Genellikle karın bölgesinde yapılan küçük bir kesi ile (3-5 cm) tüplere ulaşılır ve tüpler bağlanır. Birkaç farklı bağlama çeşidi vardır. Laparoskopi (ışıklı bir tüple karın içerisine ulaşılması) ile de yapılabilmesi bir avantajdır. Ek olarak hemen doğum sonrasında veya sezaryen sırasında da yapılabilir. Etkinliği %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir. Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün taburcu edilerek 1 ay sonra kontrole çağrılır. Her cerrahi girişim gibi bazı özellikler taşır. Enfeksiyon riski, komşu organ zedelenmesi, anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında risk çok düşüktür. Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde uygun bir yöntemdir. Genellikle ileri yaşta uygulanması tercih edilir. Geri dönüşümsüz bir yöntemdir. Tüp bağlanmasının geri çevrilmesi çok zor ve mikro cerrahi gerektiren, başarı oranı düşük bir operasyon olduğundan, işlem öncesi danışmanlık büyük önem taşır. Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüp bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişeler yersizdir.
DİYAFRAM Cinsel ilişki öncesinde kadının rahim ağzına yerleştirilen bir gereçtir. 1960'larda doğum kontrol hapının rahim içi korunma araçlarının ortaya çıkmasına kadar kadınlarca en çok kullanılan korunma aracı diyafram idi. Diyafram; küçük, kenarı ortasından daha kalın olan ince yuvarlak lastik bir kılıftır. Dölyatağına girişi kapatacak şekilde dölyolunun içine yerleştirilir. Böylece spermin geçip yumurtayı döllemesine engel olur. Jinekolojik muayene sonrası doktorun tavsiye ettiği boyutta diyafram alarak, ilk kullanım için doktor kontrolünde dener. Takılması tam olarak öğrenildikten sonra kullanılmaya başlanır. Diyaframı kullanmadan önce üstüne sperm öldürücü krem sürmek gereklidir. Çünkü spermler hem birkaç saat yaşayabilirler hem de diyaframın kenarlarından içeriye sızabilirler. Buna dikkat edildiği takdirde diyafram etkili bir doğum kontrol aracıdır. Cinsel ilişkiden birkaç saat önce dölyoluna yerleştirilebilir. Ancak bu süre üç saati geçerse sperm öldürücü kremin etkisi geçer. O zaman diyafram tekrar kremlenmelidir.. İlişkiden en az 6 saat sonra çıkarılmalıdır. Diyaframın çeşitli boyları vardır. Servikal Başlıklar da diyaframa benzer ancak daha küçüktür. Kullanılan diyaframın kadının yapısına uygun ölçüde olması şarttır. Zamanla kadının yapısında bazı değişiklikler olabilir. Bu durumda diyaframın ölçüsünü değiştirmek gerekebilir. Bu nedenle kontrol için arada bir doktora gitmek gerekir. Diyafram metodunun olumsuz yanı bazı kadınların lastiğe veya kimyasal kreme karşı hassas olmalarıdır. Ayrıca bazı kadınlar cinsel ilişki için çok önceden böyle bir hazırlık yapmanın soğuk ve hesabi olduğu kanısındadırlar. Sperm öldürücü kremler türünden kimyasal maddeler sadece diyafram veya prezervatif gibi bir korunma aracına yardımcı olarak kullanıldıklarında yararlıdırlar. Yalnız olarak uygulandıklarında güvenirlik oranları çok düşüktür.
FİTİL VE DİĞER SPERMİSİTLER İlişki öncesi vajinaya bazı sperm öldürücü maddelerin konması esasına dayanır. Fitil, sprey, jel, krem gibi formları mevcuttur. Etkinliği 1-2 saat sürer. İlişkiden en az 15 dk ile yarım saat önce uygulanmalıdır. Tek başına etkinliği oldukça sınırlıdır. Gebelik riski %20 olarak oldukça yüksektir. Genellikle diyafram veya prezervatif ile birlikte kullanılır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan da koruması bir avantajdır. Spermisitlere karşı alerji veya kullanım sırasında tahrişe neden olması halinde kullanılmamalıdır
|